Farkında Olmadıklarımız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Farkında Olmadıklarımız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2014 Pazartesi

Alem gider aya biz kalırız yaya...






Yine bir tatil daha bitti...

Bu sene kurban bayramı tatili hafta sonu başladığı için 3 gün uzatalım da biraz daha keyif alalım bayram tatilinden dedik. Yine bir şey anlamadık... Gitmeden önce doğal gazı yakmaya başladığımızdan hırka ve uzun kollularla gittik memlekete. Bir de baktık ki gözünü sevdiğimin memleketinde yazı yaşıyor hala bizimkiler... Cumartesi 28 derece sıcaklıktaki Aydın tatilimizden döndük 19 dereceye, yine doğal gaz yakmaya başladık iyi mi ? Dedim İstanbul ne sevimsiz şehirsin... Soğuk, kasvetli, karmakarışık, yapay...

Bir hafta Aydın'da olduğumuz süre içinde gündemi pek takip edememiştim. Neler olmuş, neler...
Artık ülkemin dinamikleri o kadar hızlı değişiyor ki takip edemiyorsun vallahi...

İşid Kobani'ye saldırmış.Anlayamadığım, T.C. kimlikli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarımız da Türk bayrağına, Türkiye Cumhuriyeti kamu mallarına saldırmış. Ne alaka anlayamadım vallahi!

THY uçaklarında uçak güvenliğine uygun olmadığı için abdest alma yasaktı. Artık serbest olmuş... Bende uçak seferlerinde neye ihtiyaç var diye düşünüyordum, bulmuşlar :) O tuvaletler gölet olup uçaklarda arıza olursa görürüm ben onların artistliğini... Bizim millet bu güne kadar hangi tuvaleti temiz tutmuş ki daracık uçak tuvaletini temiz ve kuru tutacak?



Tam İzmir'de uçağımızı beklerken Adnan Menderes hava alanında depreme yakalandık. Merkez Seferihisar olan deprem, 4.0 büyüklüğündeymiş ama baya hissettik. Hatta ben ilk başta deprem olduğunu anlamadım. İlk önce uçak hava alanına çarptı sandım. Meğer depremmiş...Allah beterinden saklasın.

Münevver Karabulut davasında cinayeti işleyen Cem Garipoğlu intihar ederek yaşamına son vermiş. Yüreklerdeki yangını dindirmez ama belki avutur bu haber Münevverin ailesini... Şahsen beni pek tatmin etmedi ya neyse...

Hep kötü şeyler olmadı elbet... Seda Sayan'ın programı yayından kaldırılmış. Programın kaldırılmasında emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Şu aptal saptal kadın programları formatlarından bir kurtulamadı yurdumun gündüz kuşağı... Hele o diziler yok mu? İzle izle, kendini jiletle :) İzlemeyin güzel kardeşlerim, şu tv programları çılgınlığına bir son verin artık...

Sabah kuşağı tv seyredenlerin pek ilgisini çekmez bu haber ama hani olur ya belki de çekebilir belli olmaz diyerekten dünyanın önde gelen marka danışmanlık şirketlerinden İnterbrant, 2014 yılı genel marka değerlendirmesini yayınlamış. Apple'ın ilk sırada olduğu listede Google ikinci, Coca Cola üçüncü sırada.


El alem çalışıyor yani arkadaş! Biz hala gündüz tv kuşağında sapkın tv programları, akşam da sapkın diziler izleyip beyinlerimizi uyuşturmaya devam edelim... Ne gerek var dünya çapında başarılar kazanmaya değil mi ama ?  






20 Eylül 2014 Cumartesi

Unutmak isteyip de unutmadığınız anılarınız mı var?





Unutmak isteyip de unutmadığınız anılarınız mı var?     

"Nature" dergisinde yayımlanan araştırmaya göre Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Nöral Devre Genetiği Merkezi araştırmacıları laboratuvar ortamında fareler üzerinde yapılan testlerde beyindeki devrelerin suni olarak harekete geçirilmesiyle olumsuz anılar olumlu anılara dönüştürdü. Son derece külfetli olabilen stres ve gerginlik tedavisini fazlasıyla kolaylaştırabilecek ilaç sayesinde, insanların geçmişte yaşadığı travmalara ait anıları sürekli hatırlamaları engellenebilir. Geleneksel tedaviler, insanları acı ve korku dolu anılarından uzaklaştırmayı başarabilse de, bu anıların geri gelmeyeceğini kimse garanti edemiyor.
Duygusal anıların nasıl oluştuğu ve değiştiğine ışık tutan araştırma, bilim dünyasında büyük heyecan yarattı. Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Susumu Tonegawa, "Duygular, anılarımızla yakından ilişkilidir. Araştırmamız, anıların duygusal değerinin değiştirilebileceğini gösteriyor. Diyelim ki sokak ortasında saldırıya uğradınız ve çantanız çalındı. Olumsuz anılarınız yüzünden yeniden o sokağa gitmekten korkarsınız. Oysa şimdi bu tür travmalarla ilgili anıları değiştirebiliyoruz. Hatta bunun için söz konusu mekana bile gitmenize gerek yok. Her şey beynin içinde olup bitiyor"dedi.
Araştırma, özellikle Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve depresyon tedavisi için büyük önem taşıyor. Bilim insanları, deneyde kullanılan ilacın henüz insanlar için güvenli olmadığını, ancak günümüzde kullanılan ilaçların aynı şekilde kullanılabileceğini ifade etti. (kaynak : www.hurriyet.com )
İnsanlık için iyi bir şeyler yapabilmek adına gecesini gündüzüne katan bilim insanlarına her zaman hayran olmuşumdur. Bu buluşta gerçekten heyecan verici. Ama okuduktan sonra ilk aklıma gelen “Yaşanılan ne kadar kötü, travmatik anı varsa sildik diyelim. O anıyı yaşayıp travma geçirmeye sebep olan kişi önlenmediği sürece ne anlamı olacak?” Dünyamız masum değil, temiz değil artık. Aksine olabildiğince sapkın ve kirli... Her gün, her Allah'ın günü... Açın bakın gazetelerdeki örneklere...
Diyelim ki, bir kız aile içi tacize maruz kalıyor. Enişte, baba hatta maalesef kardeş bile olabilir bu şahıs,çünkü örnekleri var. Şimdi bu kızı alıp kötü anılarını sildik. Mutlu oldu... Ne yapacağız eve mi geri getireceğiz bir daha travma yaşasın diye... Başka bir kız köyünde bilmem kaç kişinin tecavüzüne maruz kalıyor. Hadi sil anılarını... Ya da çocuk esirgeme kurumlarında malum yaşananlar? O çocuğun dünyasını tertemiz yaptık diyelim. O tertemiz dünyanın yeniden kirletilmesini kim engelleyecek ? Bir koca karısını sokak ortasında delik deşik ediyor. Kadının verilmiş sadakası varmış hastaneden taburcu oldu diyelim ve bu kadının anılarını güzel anılarla değiştirdik... Kocasını tekrar gördüğünde korkup kaçması lazımken ya bir şans daha vereyim diye konuşmaya başlarsa? Ya bu onun son şansı olursa?
Adalet olmayınca nereye gidersen git veya istediğin kadar travmadan kurtul, seni o tramvayı yaşamaktan koruyacak bir sistem olmadığı sürece ne anlamı var bu buluşun! Bu yüzden bilim insanlarından ricam, tramvaya sebep olabilecek potansiyel suçluların beyinlerine girip dnalarındaki bozuklukları giderek bir yöntem bulmaları ve bunu zorunlu bir yaptırımla devletlere uygulatmalarıdır. Ha bir de eğitim şart ! Yoksa bilim adamı nasıl yetişecek değil mi ?




27 Ağustos 2014 Çarşamba

Sev Kardeşim..









Şenay Yüzbaşıoğlu (1951, İstanbul - 4 Ocak 2013), Türk pop müzik şarkıcısı ve söz yazarı. 1971'de müziklerini basit bulduğu için pek gönüllü olmadan ama aranjmanların sözlerini de yazarak "Benim Olursan/Sev Kardeşim" adlı plağı doldurur. Plağın B yüzündeki "Sev Kardeşim" patlar, hem yılın şarkısı seçilir, hem de Şenay'a yılın şarkıcısı ödülünü getirir. Dönemin pop müzik şarkıcılarının aksine, sözlerini kendi yazdığı şarkılarında hümanist konulardan bahseder, daha aydın bir tavır takınır. (Vikipedi)

Bugün Şenay'ın Sev Kardeşim şarkısı dolandı durdu ağzımda.Madem bu kadar takıldı aklıma bende ZeynebinEzgisinde'de bugün hümanist bir hava olsun istedim.Hergün bloğuma o gün dinlediğim ve beğendiğim bir şarkının adını yazacağım ve o şarkıyı dinlerken yazacağım yazımı.Tıpkı şuan yaptığım gibi :)Şarkıyı dinlerken sözlerine takılmadan edemiyor insan..

Dünyaya geldik bir kere
Kavgayı bırak hergün bu şarkımı söyle
Sevdikçe güler her çehre
Mutluluklar bir olsun kalpler birlikte

İnsanların insanlıktan bu kadar çıktığı bu zamanda bugünleri görseydi Şenay vazmıgeçerdi yoksa sıkı sıkıya sarılır mıydı bu şarkıya acaba..İnsanlar artık duyarsız,hoşnutsuz,bencil,şiddete eğilimli..Tıpkı dostuma yapılanlar gibi..


Japonya'da Japon balıkçılar, önlerinden geçen Yunus sürülerini sığ sulara çekiyor.Tuzağa düşürülen yunuslar, ilk olarak zıpkınlarla güçten düşene kadar delik deşik ediliyor, ardından, henüz can vermeden kamyonetlere yükleniyor ya da araçların arkasına bağlanıp sürükleniyor.Daha sonra avların toplandığı yere getirilen yunuslar, burada can çekişirken, rastgele bıçak darbeleriyle doğranıyor. Acı içindeki balıklar, vücutlarındaki kan boşalana dek can çekişiyor.İnsanoğlu tabiki sadece yunuslara değil yeryüzünde güçsüz olan bütün varlıklara hatta kendinden olanlara bile uyguluyor bu şiddeti.Yunuslar zulüm gören halkanın sadece bir parçası..Dileğim yeryüzünde zulüm değil sevginin hakim olması.Bu yüzden Sev Kardeşim...